İki Yıllık Diploma Elinizdeyken Sorulan İlk Soru
Ön lisansını bitirmiş bir adayla ilk görüşmem neredeyse hiç matematikle başlamaz. Karşıma oturan kişinin ilk cümlesi çoğu zaman şudur: benim durumum uygun mu, DGS'ye kimler girebilir kimler giremez tam olarak? Bu sorunun cevabını netleştirmeden başlayan hazırlıkların nasıl yarıda kaldığını yıllar içinde defalarca gördüm. Aylarca çalışıp başvuru ekranında hakkı olmadığını fark eden bir adayın kaybettiği şey yalnızca zaman olmuyor, motivasyonu da gidiyor.
Bu yazıda sınav taktiği anlatmayacağım. Amacım, siz başvuru ekranına oturmadan önce kendi durumunuzu maddelerle karşılaştırıp "ben bu sınavın adayı mıyım" sorusunu kapatmanız. Hazırlık tarafını merak ediyorsanız birebir çalışma düzenini ve ders ücretlerini ücretler sayfasında ayrıca topladım; burada odağımız yalnızca başvuru hakkı.
Baştan bir uyarı koyayım. Aşağıda anlattıklarım sahadaki deneyimimin ve ÖSYM'nin yayımladığı kılavuzların genel çerçevesinin özetidir. Bağlayıcı olan tek metin, başvuracağınız yılın kendi kılavuzudur. Bir maddede tereddüde düşerseniz kılavuzun ilgili bölümünü okumadan karar vermeyin; yazının sonunda hangi başlığa nereden bakacağınızı adım adım yazdım.
Çerçeveyi kabaca şöyle kurun: bu sınav, iki yıllık ön lisans eğitimini tamamlamış kişilerin dört yıllık lisans programlarına geçmesi için yapılır. Yani kapıyı açan şey diplomadır, puan değildir. Puan ondan sonra devreye girer ve sizi hangi programa yerleştireceğini belirler. Bu ayrımı baştan oturtan aday, aşağıdaki maddeleri kendi durumuyla çok daha rahat eşleştirir.
Başvuru Hakkı Kimde: Ön Lisans Mezunları ve Son Sınıflar
Sorunun kısa cevabı şu: meslek yüksekokullarının ve açıköğretim ön lisans programlarının mezunları. Burada en çok yanlış bilinen nokta öğretim türüdür. Örgün öğretimde okumuş olmak gerekmez; açıköğretim üzerinden alınan iki yıllık diploma da aynı hakkı verir. "Ben açıktan okudum, sayılır mı" diye soran adayların içi genelde bu cümleyle rahatlar.
İkinci grup ise sınavın yapıldığı yıl mezun olabilecek durumdaki son sınıf öğrencileridir. Yani diplomayı henüz elinize almamış olmanız tek başına engel değildir. Ölçü, o yıl içinde mezuniyeti tamamlayabilecek konumda olmanızdır. Bu gruptaki adayların dikkat etmesi gereken ayrıntıları bir sonraki bölümde ayrı ayrı açıyorum, çünkü asıl karışıklık orada yaşanıyor.
Bazı şartların bu sınavda hiç aranmadığını da bilin. Yaş sınırı yoktur; diplomanızın üzerinden kaç yıl geçtiğinin bir önemi yoktur. Mezun olduktan yıllar sonra karar veren, çalışan, evli, çocuklu adaylarla aynı masada çalıştım; kimsenin önünde "geç kaldın" diye bir madde durmuyor. Sınava kaç kez girilebileceğine dair bir üst sınır da bulunmuyor. Bu yüzden DGS başvuru şartları denince akla gelmesi gereken tek ana ölçüt, ön lisans mezuniyetidir.
Yurt dışındaki bir yükseköğretim kurumundan ön lisans mezunu olan adaylar için ek bir adım vardır: diplomanın denklik işlemi. Denklik tamamlanmadan başvuru sürecine güvenle girmeyin. Bu durumdaysanız hem kılavuzun ilgili maddesini hem de Yükseköğretim Kurulu'nun denklik yönergesini birlikte okumanız gerekir, çünkü süreç diplomanın alındığı ülkeye göre değişir.
Son Sınıftayım: DGS İçin Mezun Olmak Şart mı
Bana en sık gelen sorulardan biri budur: DGS için mezun olmak şart mı? DGS'ye kimler girebilir sorusunun cevabını tam da burada ikiye ayırmak gerekir. Başvuru anında diplomanın elinizde olması şart değildir; ama yerleştirme sonucu size bir program çıktığında kayıt yaptırabilmek için mezuniyetin tamamlanmış olması gerekir. Yani sınav başvurusu bir umut kapısı açar, kayıt aşaması o kapıyı diploma ile mühürler.
Son sınıf öğrencileri için tanınan esnekliğin sınırı da nettir. Staj gibi uygulama yükümlülüklerinin sınav dönemine sarkması genelde sorun çıkarmaz; asıl mesele derslerdir. Alttan gelen dersleri olan, o yıl içinde bu dersleri tamamlaması mümkün görünmeyen bir aday, sınava girse bile yerleştirme sonrası kayıt aşamasında duvara toslar. "Sınavı kazandım ama alttan dersim var" cümlesini her yıl duyuyorum ve maalesef sonuç çoğu zaman aynı oluyor.
Bu yüzden son sınıftaysanız takvimi tersten kurun. Önce bütünleme ve yaz okulu tarihlerine bakın, mezuniyetinizin okul kayıtlarına ne zaman işleneceğini öğrenin, sonra bu tarihi yerleştirme ve kayıt takvimiyle yan yana koyun. İki tarih arasında sıkışma varsa riskinizi baştan biliyor olursunuz.
Somut öneri: durumunuzu kendi yorumunuza bırakmayın. Okulunuzun öğrenci işlerinden, kalan derslerinizi ve mezuniyet ihtimalinizi gösteren yazılı bir belge isteyin. Bir adayın "hocam bir dersim vardı ama halleder gibiyim" demesiyle transkriptin göstermesi arasında dağlar kadar fark var. Yazılı belge, hem sizi hem beni gereksiz bir tahmin oyunundan kurtarır.
DGS'ye Kimler Giremez
Şimdi madalyonun diğer yüzüne geçelim, çünkü aramalarda en çok merak edilen taraf burası. DGS'ye kimler giremez sorusunun ilk cevabı en yalın olanıdır: yalnızca lise diploması bulunan kişiler bu sınava başvuramaz. Lise mezunu bir aday için yol, önce bir ön lisans programına yerleşip iki yıllık eğitimi tamamlamaktan geçer. Bu sınav lise sonrası doğrudan bir geçiş yolu değildir.
İkinci grup, ön lisansın birinci sınıfında okuyan öğrencilerdir. Birinci sınıftayken başvuru hakkınız doğmaz, çünkü o yıl mezun olabilecek durumda değilsinizdir. Birinci sınıftaki bir öğrenciye söylediğim şey hep şu olur: başvuru hakkın gelene kadar geçen süre boş bir süre değil, temel matematiği oturtmak için elindeki en rahat zaman dilimidir. O yıl kaybedilen temel, sınav yılında iki katı emekle geri kazanılıyor.
Üçüncü grup, son sınıfta olup o yıl içinde mezuniyeti tamamlaması mümkün olmayan adaylardır. Burada kişi kendini "son sınıftayım, o zaman hakkım var" diye rahatlatıyor; oysa ölçü sınıf değil, mezun olabilecek durumda olmaktır. Kalan ders sayısı ve bu derslerin açılıp açılmayacağı bu değerlendirmenin merkezindedir.
Bir de sınava girebilen ama istediği yere yerleşemeyen adaylar var ki bu ayrı bir başlığı hak ediyor. Sınav hakkı ile tercih hakkı aynı şey değildir. Bu ikisini karıştıran aday, hazırlığın en verimli aylarını yanlış bir hedefe çalışarak geçirebiliyor. Konunun bütününü daha önce hazırladığım DGS soru cevap rehberinde de farklı başlıklarla ele almıştım.
DGS'ye Kimler Girebilir Kimler Giremez: Tek Bakışta Özet
Buraya kadar anlattıklarımı tek yerde toplayayım:
- Girebilir: meslek yüksekokulu ve açıköğretim ön lisans mezunları; sınavın yapıldığı yıl mezun olabilecek durumdaki son sınıf öğrencileri; ön lisans diploması olup hâlen lisansta okuyanlar (kayıt tarafındaki maddeleri okumak şartıyla).
- Giremez: yalnızca lise diploması bulunanlar; ön lisansın birinci sınıfında okuyanlar; son sınıfta olup o yıl mezuniyeti tamamlaması mümkün olmayanlar.
- Hiç aranmayanlar: yaş sınırı, mezuniyetin üzerinden geçen süre, sınava kaç kez girildiği.
Lisansta Okuyan ya da Lisans Bitiren Adaylar
Karşılaştığım en karmaşık durumlar bu başlıkta toplanıyor. Şöyle özetleyeyim: belirleyici olan, elinizde bir ön lisans diplomasının bulunup bulunmadığıdır. Geçmişte iki yıllık bir programı bitirmiş bir kişi, bugün dört yıllık bir bölümde okuyor olsa bile eski diplomasıyla başvuru şartını sağlar. Yani ölçü, lisans tarafındaki mevcut durumunuz değil, elinizdeki iki yıllık diplomadır.
Ancak burada tek başına başvuru şartını sağlamak yetmiyor. Yerleştikten sonra aynı anda iki örgün lisans programına kayıtlı olma meselesi devreye giriyor ve bu konu yükseköğretim mevzuatının ayrı bir alanı. Bu durumdaysanız kararınızı vermeden önce hem kılavuzun kayıt bölümünü hem de hâlen kayıtlı olduğunuz üniversitenin öğrenci işlerini mutlaka yazılı olarak yoklayın. Ben burada size mevzuat yorumu yapmam, sizi doğru kapıya yönlendiririm.
Daha önce bu sınavla bir lisans programına yerleşmiş, şimdi tekrar denemeyi düşünen adaylar da benzer bir yerde duruyor. Başvuru tarafında ön lisans diplomanız yine geçerlidir, fakat kılavuzlarda daha önce yerleşmiş adayların kayıt hakları ve mevcut kayıtları için ayrı maddeler bulunur. Bu maddeleri okumadan yeni bir hazırlık dönemine girmeyin.
Bir de sınır durum var: lisans programının ilk iki yılını tamamlayıp bu yolla ön lisans diploması alan adaylar. Bu diplomanın başvuruda nasıl değerlendirildiği, kılavuzun başvuru koşulları bölümünde açıkça yazar ve ben size buradan kesin bir cevap vermek yerine o maddeyi okumanızı söylerim. Emin olmadığım bir şeyi size kesin gibi anlatmak, sizin bir yılınıza mal olabilir.
Hak Sahibi Olmak Tek Başına Yeterli mi
Hayır, yeterli değil. Sınava girme hakkı ayrı, mezun olduğunuz programın size açtığı tercih alanı ayrıdır. Kılavuzda her ön lisans programının karşısında, o programdan geçiş yapılabilecek lisans programları listelenir. Tercih ekranında karşınıza çıkan seçenekler işte bu eşleşmeye göre şekillenir; herkes her bölüme geçemez.
Pratikte şu manzara çıkıyor: mezun olduğunuz programın karşısında beş lisans programı yazıyorsa, listede olmayan altıncı bir bölümü tercih edemezsiniz. Adayların bir kısmı bu tabloyu sınavdan sonra açıyor ve hayalindeki bölümün karşılık listesinde olmadığını o gün öğreniyor. Oysa tablo, hazırlığa başlamadan önce bakılacak ilk yerdir.
Bu tabloyu erken okumanın bir faydası daha var: hedef bölümünüzün ağırlığını görürsünüz. Karşılık listenizdeki bölümler sayısal ağırlıklıysa, geçmiş yılların taban puanları o programlarda genelde daha yukarıda seyreder ve sizin sayısal netleriniz belirleyici hâle gelir. Hangi bölüme oynadığınızı bilmeden çalışma programı kurmak, hedefsiz koşmaya benziyor.
Sınavın genel işleyişini, bölüm yapısını ve hazırlık mantığını dikey geçiş sınavı yazımda ayrıntılı anlattım. Hak sahibi olduğunuzu netleştirdikten sonraki adımınız, o yazıdaki çerçeveyi kendi tercih listenizle birleştirmek olmalı.
Durumunuzu ÖSYM Kılavuzundan Doğrulama
Bu bölümü özellikle ekliyorum, çünkü bu konuda internette dolaşan bilginin önemli bir kısmı forum yorumlarından ve birbirinden kopyalanmış metinlerden ibaret. Bağlayıcı tek kaynak, ÖSYM'nin başvuru döneminde kendi resmî sitesinde yayımladığı kılavuzdur. Bir sosyal medya yorumunu değil, kılavuzun cümlesini esas alın.
Kılavuzu açtığınızda dört başlık sizi ilgilendirir: başvuru koşulları, başvuru işlemleri, yerleştirme ve kayıt, bir de ön lisans programlarının hangi lisans programlarına karşılık geldiğini gösteren tablo. Bu dört başlığı sırayla okumak, aklınızdaki soruların büyük bölümünü kapatır. Geri kalan tereddütler zaten kişiye özel durumlardır.
Okumaya başlamadan önce kendi durumunuzu bir kâğıda yazın: ön lisans programınızın tam adı, mezuniyet tarihiniz ya da kalan ders sayınız, hâlen kayıtlı olduğunuz bir yükseköğretim programı var mı, hedeflediğiniz lisans bölümü hangisi. Sonra bu dört satırı kılavuzun maddeleriyle tek tek eşleştirin. Kafa karışıklığı çoğu zaman kendi durumunu net yazmamış olmaktan doğuyor.
Eşleştiremediğiniz bir madde kalırsa iki kapı var: ÖSYM'nin resmî iletişim kanalları ve okulunuzun öğrenci işleri. Aldığınız cevabı yazılı olarak saklayın. Bu konularda sözlü teminatın hiçbir hükmü olmuyor; kayıt gününde masaya konulabilecek tek şey belgedir.
Hakkınız Varsa Matematik Tarafı Nereden Başlar
Başvuru hakkınızı netleştirdiyseniz iş asıl kısma, sayısal tarafa gelir. Bu sınavın sayısal bölümü temel matematik ve sayısal muhakeme ağırlıklıdır; sizden ileri düzey konuları ezberlemenizi değil, temel işlem mantığını hızlı ve doğru kullanmanızı ister. Uzun yıllar ders vermiş biri olarak söylüyorum: adayların çoğu konu bilmediği için değil, temeli gevşek olduğu için net kaybediyor.
En sık gördüğüm tıkanma noktası oran, orantı ve yüzde üçlüsüdür. Bir aday yüzde problemini "yüzde yirmi zam, sonra yüzde yirmi indirim, başa döner" diye çözdüğünde soruyu kaybeder; çünkü ikinci işlem artık büyümüş bir tutar üzerinden yapılır. Bu tip sorularda doğru refleks, önce bilinmeyene bir değer atayıp adımları o değer üzerinden yürütmektir. Yüz gibi rahat bir sayı seçmek, işlemi zihinde yapılabilir hâle getirir.
İkinci tıkanma, problem kurma alışkanlığının olmamasıdır. Mezun adayların bir kısmı okuldan uzun süre uzak kalmıştır ve soruyu okuyup doğrudan işleme geçmeye çalışır. Ben derslerde önce veriyi kâğıda dökmeyi, bilinmeyeni adlandırmayı, sonra tek bir denklem kurmayı çalıştırıyorum. Bu üç adım oturduğunda net artışı kendiliğinden geliyor.
Çalışan bir aday için haftalık düzen de en az konu kadar önemli. Günde üç saat çalışamayan biri, haftada iki gün düzenli çalışıp aradaki günlerde soru tekrarı yaparak da yol alabilir; yeter ki program gerçekçi olsun. Bu noktada bir DGS matematik hocası ile birebir çalışmanın en büyük faydası, programın sizin takviminize göre kurulmasıdır. Nasıl ilerlediğimizi DGS matematik özel ders sayfasında anlattım; online matematik özel ders düzeniyle şehir farkı da ortadan kalkıyor. Yirmi otuz dakikalık ücretsiz tanışma dersinde önce seviyeyi konuşur, sonra plan kurarız.
Sayısal bölümün temel konularını çözümlü sorularla toparlamak isterseniz video arşivimdeki DGS anlatımlarına bakabilirsiniz.