Deneme Kâğıdı Çöpe Değil Masaya Konur
Bir deneme bittiğinde öğrencilerin çoğu aynı refleksi gösterir: cevap anahtarını açar, doğruyu yanlışı sayar, neti bulur ve kâğıdı klasöre kaldırır. Oysa o klasöre kalkan kâğıt, öğrencinin elindeki en pahalı çalışma malzemesidir. Matematik Deneme Sınavı Analizi Nasıl Yapılır, netin kaç olduğunu öğrenmek değil, o netin neden o kadar çıktığını anlamaktır. Yıllardır masamda gördüğüm en büyük kayıp, çözülmüş ama hiç incelenmemiş deneme yığınlarıdır.
Bir öğrenci ayda dört deneme çözüyorsa dönem boyunca eline onlarca sayfalık kişisel veri geçer. Bu veriyi okumayan öğrenci aynı hatayı sınav gününe kadar tekrarlar. Birebir çalışmalarımda ilk dersin önemli bir bölümünü öğrencinin son denemelerini birlikte okumaya ayırırım; çünkü hangi konuyu anlatacağıma çoğu zaman o kâğıtlar karar verir. Çalışma düzenimizi ve güncel koşulları merak eden veliler ücretler sayfasından ayrıntıya ulaşabilir.
Analiz kelimesi kulağa karmaşık geliyorsa şöyle düşünün: doktorun tahlil sonucunu okumasına benzer. Tahlildeki tek bir sayı hastalığı anlatmaz; hangi değerin hangi yönde saptığı anlatır. Denemede de tek başına net sayısı çok az şey söyler. Asıl konuşan taraf, o netin içindeki yanlışların dağılımı, boşların sebebi ve soru başına harcanan süredir.
Bu yazıda kendi öğrencilerimle uyguladığım yöntemi adım adım aktaracağım. Kâğıdı nasıl işaretleyeceğinizden hata defterinin nasıl tutulacağına, süre ölçümünden sınıf düzeyine göre değişen önceliklere kadar hepsi burada. Yöntemin kendisi sade; zor olan tarafı, her denemeden sonra aynı disiplinle tekrarlamaktır.
Deneme Sınavı Analizi Neden Netten Daha Değerlidir
Net, geçmişin fotoğrafıdır; analiz ise geleceğin planıdır. On beş net yapan iki öğrenci düşünün. Birincisinin yanlışları tamamen problemlerden geliyor, ikincisininki dört ayrı konuya dağılmış durumda. İkisinin neti aynı ama önümüzdeki iki haftada yapmaları gereken şey birbirinden tamamen farklı. Bu farkı yalnızca Matematik Deneme Sınavı Analizi Nasıl Yapılır gösterir.
Öğrenciler genelde neti bir karne notu gibi algılar. Net düştüğünde moral bozulur, yükseldiğinde rahatlama gelir. İkisi de çalışmaya yön vermez. Oysa aynı kâğıt, doğru okunduğunda "önümüzdeki hafta şu üç konuya gireceğiz" cümlesini kurmanı sağlar. Ders programını duyguya göre değil kanıta göre kurmanın tek yolu budur.
Bir başka nokta da tesadüfleri ayıklamaktır. Rastgele işaretlenip tutan sorular neti şişirir ve öğrenciye olmadığı bir güven verir. Analiz sırasında "bunu bilerek mi yaptım" sorusunu dürüstçe cevaplayan öğrenci, o soruyu doğru saymaz. Böylece gerçek seviyesini görür ve iki hafta sonra aynı soru tipinde şaşırmaz.
Son olarak analiz, öğrenciye kendi çalışmasının sonucunu gösterdiği için motivasyonu da besler. Geçen ay üslü sayılardan dört yanlış varken bu ay bir yanlışa düşmüşse bu somut bir ilerlemedir. Öğrencinin gözüyle görebildiği bu ilerleme, "ben matematikte iyi değilim" cümlesini yavaş yavaş eritir.
Yanlışları Üç Kutuya Ayırmak
Kâğıdı elime aldığımda yaptığım ilk iş, yanlışları tek tek üç kutuya dağıtmaktır: bilgi eksiği, dikkat hatası ve süre baskısı. Bu üçünü ayırmayan öğrenci, dikkat hatasıyla dolu bir denemeden sonra oturup konu tekrarı yapar ve iki saatini boşa harcar. Yanlışın türü, tedavinin türünü belirler.
Bilgi eksiği kutusu en net olanıdır. Soruyu okuduğunda ne yapacağını gerçekten bilmiyorsan, o konu henüz oturmamış demektir. Örneğin oran-orantıda ters orantı kurulması gereken bir soruda doğru orantı kuruyorsan sorun dikkat değil kavramdır. Bu kutuya düşen her soru için o kavramın mantığını baştan çalışmak, ardından beş on benzer soru çözmek gerekir.
Dikkat hatası kutusu en sinsi olanıdır. Öğrenci çözümü doğru kurar, işlemi doğru yapar ama sonucu yanlış şıkka işaretler; ya da soruda "kaç eksiktir" yazarken "kaç fazladır" olarak okur. İşlem önceliğinde parantezi atlamak, eksi işaretini bir satır aşağıya taşırken kaybetmek bu kutunun klasikleridir. Çözümü konu tekrarı değil, çözüm sırasında verilen ve istenen bilgiyi kâğıda ayrı ayrı yazma alışkanlığıdır.
Matematik Deneme Sınavı Analizi Nasıl Yapılır Süre baskısı kutusu ise sona kalan sorularla ilgilidir. Aslında bilinen bir kesir sorusu, sınavın son beş dakikasında acele edildiği için yanlış yapılmıştır. Bu kutu doluysa mesele matematik bilgisi değil, sınav içindeki gezinme stratejisidir. Öğrenciyle o hafta konu değil, soru seçme ve atlama pratiği çalışırız.
Tek Bir Yüzde Sorusunda Üç Kutu
Ayrımın nasıl işlediğini görmek için bir indirim sorusunu düşünelim: bir ürüne önce yüzde yirmi zam, sonra yüzde yirmi indirim uygulanıyor ve son fiyatın ilk fiyata göre durumu soruluyor. Öğrenci "zam ve indirim aynı oranda, fiyat değişmez" diyorsa bu bir bilgi eksiğidir; yüzdenin hangi sayı üzerinden alındığını kavramamıştır. Burada yapılacak iş, birkaç sayı deneyerek ikinci yüzdenin artmış fiyat üzerinden alındığını göstermektir.
Aynı soruda öğrenci mantığı doğru kurup ilk fiyata yüz alıyor, yüz yirmiyi buluyor ama indirimi hesaplarken yirmi dört yerine yirmi çıkarıyorsa bu dikkat hatasıdır; kavram yerindedir, işlem satırında kayıp vardır. Üçüncü ihtimal, öğrencinin bu soruyu kitapçığın sonunda görüp "uzun sürer" diyerek işaretlemeden geçmesidir ki bu da süre baskısı kutusuna girer. Görüldüğü gibi aynı soru, öğrenciye göre üç ayrı çalışma planı doğurur. Kutuları ayırmadan bakıldığında ise üçü de tek bir yanlış olarak görünür ve öğrenci gereksiz yere baştan konu tekrarına oturur. Matematik Deneme Sınavı Analizi Nasıl Yapılır
Boş Bırakılan Sorular En Çok Konuşan Sorulardır
Yanlışlar incelenirken boşlar çoğunlukla atlanır. Halbuki boş bırakılan bir soru, öğrencinin o an ne düşündüğünü en açık gösteren kayıttır. Boşları da kendi içinde ikiye ayırmak gerekir: hiç okunmadan geçilenler ve okunup vazgeçilenler. Bu iki grubun anlattığı şey tamamen farklıdır.
Hiç okunmadan geçilen sorular süre planının bozulduğunu söyler. Öğrenci kitapçığın son sayfalarına ulaşamamıştır. Burada yapılacak iş, sınavın ilk yarısında takılınan sorulara harcanan dakikayı kısmaktır. Bir soruya iki dakikadan fazla veriliyorsa, arkadan gelen kolay soruların hepsi risk altındadır.
Okunup vazgeçilen sorular ise güven eksikliğini gösterir. Öğrenci soruyu okur, çözebileceğini sezer ama "yanlış yaparsam netim düşer" diye geçer. Bu davranış özellikle yeni nesil, uzun metinli sorularda görülür. Bu öğrencilerle çalışırken denemeyi bitirdikten sonra boş bıraktıkları soruları süre baskısı olmadan yeniden çözdürürüm. Çoğunu yaptıklarını gördüklerinde tereddüt kırılmaya başlar.
Matematik Deneme Sınavı Analizi Nasıl Yapılır Boşların üçüncü bir anlamı daha var: gerçekten hiç bilinmeyen konular. Aynı konudan gelen sorular üst üste boş kalıyorsa o konu programda hiç açılmamış ya da yarım kalmış demektir. Bu tabloyu görmek, kalan zamanı en çok soru getiren konulara ayırmak için gereken bilgiyi verir.
Süre Ölçmeden Yapılan İnceleme Eksik Kalır
Denemeyi evde çözen öğrencilerin büyük kısmı süreyi takip etmez, arada su içer, telefona bakar ve sonunda kâğıdı bitirir. Bu koşullarda çıkan net gerçek sınav netini yansıtmaz. Deneme sınavı analizi yapılacaksa denemenin kendisinin de sınav koşullarında çözülmesi şarttır; yoksa elde edilen veri baştan bozuktur.
Öğrencilerime basit bir yöntem öneririm: kitapçığın kenarına her on soruda bir o anki saati yazmak. Sınav sonunda bu işaretlere bakınca hangi bölümde yavaşlandığı açıkça görülür. Genellikle ilk on soruda çok rahat ilerleyip yirmi beşinci soru civarında ciddi bir yavaşlama olduğunu buluruz. Yavaşlamanın olduğu yer, konu olarak da zayıf olunan bölgedir.
Süre analizinin ikinci ayağı, tek tek zorlanılan soruları işaretlemektir. Çözerken tereddüt edilen sorunun yanına küçük bir soru işareti koymak yeterlidir. Sınav bitince bu işaretli soruların kaçının doğru çıktığına bakılır. İşaretli soruların çoğu doğruysa öğrencinin özgüven sorunu vardır; çoğu yanlışsa o konularda gerçek bir eksik vardır.
Süreyi ölçmenin bir faydası da sınav gününe hazırlıktır. Kaç dakikada kaç soru bitirdiğini bilen öğrenci salonda saate baktığında panik yaşamaz. Zaman yönetimini kâğıt üzerinde birkaç kez prova etmiş olmak, sınav stresinin en büyük kaynaklarından birini baştan söndürür.
Deneme Sınavı Analizi İçin Hata Defteri Nasıl Tutulur
Analizin kalıcı olması için yazıya dökülmesi gerekir. Kafada yapılan inceleme ertesi güne kalmaz. Bu yüzden her öğrencimin bir hata defteri tutmasını isterim. Defter kalın olmak zorunda değil; önemli olan her denemeden sonra aynı şekilde doldurulmasıdır.
Defterin sayfasını dört sütuna bölmek yeterli olur: sorunun konusu, yanlışın türü, doğru çözümün kritik adımı ve tekrar tarihi. Konu sütununa "kesirlerde sıralama" gibi mümkün olduğunca dar bir başlık yazılır; "sayılar" gibi geniş bir başlık işe yaramaz. Yanlışın türü sütununa yukarıdaki üç kutudan biri yazılır.
Kritik adım sütunu defterin kalbidir. Buraya çözümün tamamı değil, öğrencinin kaçırdığı tek adım yazılır: "her iki tarafı paydaların ortak katına genişlettim" ya da "önce parantez içindeki çıkarmayı yaptım" gibi. Uzun çözüm yazmak defteri kullanılmaz hâle getirir; öğrenci bir hafta sonra o sayfayı açtığında tek bakışta hatırlamalıdır.
Tekrar tarihi sütunu ise unutmayı engeller. Yanlış yapılan soru, bir hafta sonra ve bir ay sonra yeniden çözülmek üzere işaretlenir. Bu iki tekrardan sonra hâlâ yapılamıyorsa o konu ders saatinde baştan işlenmelidir. Defteri düzenli tutan öğrencilerde iki üç ay içinde aynı konunun tekrar yazılmadığını görürüz; defterin asıl amacı da odur.
LGS ve TYT Öğrencisinde İncelemenin Değişen Yüzü
Aynı yöntem her sınıfta birebir aynı biçimde uygulanmaz. Sekizinci sınıf öğrencisiyle çalışırken analizin ağırlığı okuduğunu anlama ve kurulan denklem üzerindedir. Yeni nesil sorularda öğrenci matematiği bilir ama metinden veriyi çıkaramaz. Bu öğrencilerde yanlışların büyük kısmı, çözüme başlamadan önceki okuma aşamasında doğar.
Sekizinci sınıfta net artışının nereden geldiğini ayrıntılı anlattığım LGS matematik netlerini artırma yazısı bu bölümün doğal devamıdır. Orada anlatılan konu önceliklendirmesi, burada çıkardığınız hata tablosuyla birleştiğinde çalışma programı kendiliğinden ortaya çıkar.
Lise ve mezun grubunda ise tablo değişir. Öğrencinin konu bilgisi çoğu zaman yeterlidir, sorun soruyu çözmeye nereden başlayacağını seçememesidir. Burada yaptığım deneme sınavı analizi daha çok strateji odaklıdır: hangi soru ilk turda çözülmeliydi, hangisi ikinci tura bırakılmalıydı. Uzun metinli soruların nasıl parçalanacağını anlattığım TYT yeni nesil soru çözüm taktikleri yazısı bu aşamada işe yarar.
Sınıf düzeyi ne olursa olsun değişmeyen tek şey, incelemenin denemeden en geç bir gün sonra yapılmasıdır. Aradan bir hafta geçtiğinde öğrenci o soruyu çözerken ne düşündüğünü hatırlamaz ve elde kuru bir doğru yanlış listesi kalır. Sıcağı sıcağına yapılan yarım saatlik inceleme, bir hafta sonra yapılacak iki saatlik incelemeden çok daha faydalıdır.
Deneme Sınavı Analizi Alışkanlığa Dönüştüğünde
Bu yöntemi ilk uygulayan öğrenciler genellikle zorlanır; çünkü yanlışlarına bakmak keyifli bir iş değildir. İlk iki üç denemede yanına oturup birlikte yapmak gerekir. Dördüncü denemeden sonra öğrenci kâğıdı kendisi işaretlemeye, kutuları kendisi doldurmaya başlar. O noktadan sonra deneme sınavı analizi ayrı bir görev olmaktan çıkar ve denemenin doğal parçası hâline gelir.
Veliler bu süreçte iki soru sorar: "Çocuğum bunu tek başına yapabilir mi" ve "Ne kadar sürede sonuç alırız". Birinci sorunun cevabı sınıf düzeyine göre değişir; ortaokulda başlangıçta mutlaka bir yetişkin desteği gerekir. İkinci soruda ise acele etmemek gerekir, çünkü ölçülebilir değişim genellikle birkaç deneme sonrasında görünür hâle gelir.
Kendi öğrencilerimle bu incelemeyi ders içinde birlikte yapıyorum. Yanlışın hangi kutuya gireceğine karar vermek deneyim ister; iyi bir matematik hocası öğrencinin çözüm kâğıdına bakarak hatanın kavramdan mı dikkatten mi geldiğini ayırt eder. Özel ders veren öğretmenler arasında bu ayrımı ders planına yansıtan yaklaşımı önemsiyorum, çünkü program ancak bu şekilde öğrenciye özel hâle gelir. Sınav hazırlığında birebir çalışmanın nasıl ilerlediğini LGS matematik özel ders sayfasında anlattım.
Denemelerini biriktirip ne yapacağını bilemeyen bir öğrenciniz varsa, ilk adım olarak son iki denemesini birlikte okumayı öneriyorum. Yirmi otuz dakikalık ücretsiz tanışma dersinde bu kâğıtlar üzerinden konuşmak, ihtiyacın nerede olduğunu ikimize de gösterir. Soru çözümlerini ve konu anlatımlarını izlemek isteyen öğrenciler için ayrıca YouTube kanalımdaki videolar açık bir kaynak olarak duruyor.