Sınav Bitti, Asıl Karar Şimdi Başlıyor
Ön lisans mezunu adaylarla sınav sonrası yaptığım konuşmalar hemen her yıl aynı yerden başlar: kâğıt üstündeki iş bitmiştir, kafadaki soru işaretleri ise yeni başlamıştır. Ben Mustafa Hoca; on dokuz yıldır matematik anlatıyorum ve bu sürenin önemli bir bölümünde dikey geçiş hazırlığı yapan adaylarla çalıştım. Bana sınav gününden çok daha sık sorulan konu DGS Tercih Nasıl Yapılır ve Kaç Tercih Yazılır başlığıdır. Bunun çok mantıklı bir sebebi var: puan bir kez açıklanınca sabitlenir, tercih listesi ise sonuna kadar adayın kendi elindedir.
DGS tercih nasıl yapılır sorusuna bu yazıda hazır bir listeyle cevap vermeyeceğim, çünkü kimsenin durumu bir diğerine benzemiyor. Bunun yerine listeyi kurarken hangi bilgiyi nereden alacağınızı, hangi sırayla karar vereceğinizi ve hangi noktalarda adayların en çok tökezlediğini anlatacağım. Kararı siz vereceksiniz; benim işim, kararı verirken elinizde eksik bilgi kalmamasını sağlamak.
Önce şu ayrımı netleştirelim. Tercih dönemi takvimde birkaç güne sıkışmış görünür, ama etkisi iki üç yıla yayılır. Yanlış kurulmuş bir liste, iyi bir puanı boşa çıkarabildiği gibi; iyi kurulmuş bir liste, ortalama bir puanla da adayı hedeflediği bölüme yaklaştırabilir. Yerleştirme sistemi puanı olduğu kadar sıralamayı da okur, dolayısıyla aynı puana sahip iki adayın sonucu farklı olabilir. Farkı yaratan şey, listenin nasıl dizildiğidir.
Sınav ve başvuru tarafındaki temel çerçeveyi henüz oturtmadıysanız, önce sistemin işleyişini anlatan DGS Dikey Geçiş Sınavı yazısına göz atmanızı öneririm. Burada ise doğrudan tercih ekranının başına oturuyoruz.
Tercih Listesi Bir Sıralama Değil, Bir Karar Zinciridir
DGS tercih nasıl yapılır diye soran adayların çoğu tercih ekranını bir form sanıyor: kutular var, doldurulacak. Oysa o ekran bir formdan çok, arka arkaya dizilmiş kararların çıktısıdır. Her satır şu anlama gelir: "Üstündeki hiçbir programa yerleşemezsem, bunu kabul ediyorum." Listeyi bu cümleyi tekrarlayarak okuduğunuzda, sıralamadaki mantık hataları kendiliğinden ortaya çıkar.
Kararı zincir hâline getirmenin en pratik yolu, ekranı açmadan önce kâğıt üzerinde çalışmaktır. Bir sütuna gitmek istediğiniz bölümleri, ikinci sütuna o bölümü açan üniversiteleri, üçüncü sütuna da her satır için "gerçekten gider miyim" cevabını yazın. Üçüncü sütunda "hayır" yazan hiçbir satır, listeye girmemeli. Bu basit süzgeç, her yıl bir grup adayı yerleşip kayıt yaptırmama pişmanlığından kurtarıyor.
Zincirin ikinci halkası önceliktir. Bölüm mü önemli, şehir mi, üniversite mi? Bu üçünü aynı anda en üste koyamazsınız. Ben adaylara şunu söylerim: hangisinden vazgeçmek size en zor geliyorsa, listeyi onun etrafında kurun. Bölümü önceleyen aday, aynı bölümü veren farklı şehirleri alt alta yazar. Şehri önceleyen aday, o şehirdeki uygun bölümleri yan yana koyar. İkisini karıştıran aday ise kendi listesini okuyamaz hâle gelir.
Üçüncü halka ise geri dönüşü olmayan tarafı görmektir. Yerleştirme sonucu açıklandıktan sonra "listemin beşinci sırasını dördüncüye alsaydım" demenin karşılığı yoktur. Bu yüzden liste kurulurken acele edilmemeli, son gün beklenmemeli ve ekran birkaç kez farklı zamanlarda gözden geçirilmelidir.
Her Şeyden Önce Tablo-2: Alanınızın Açtığı Kapılar
Dikey geçişte tercih özgürlüğü sınırsız değildir. Mezun olduğunuz ön lisans alanı, hangi lisans programlarına başvurabileceğinizi belirler ve bu eşleşme ÖSYM'nin yayımladığı kılavuzdaki Tablo-2 üzerinden okunur. Alanınızın karşısında yazmayan bir programı listeye eklemek, o satırı işlevsiz bırakır. Dolayısıyla tercih çalışmasının ilk adımı bölüm hayali kurmak değil, tablodan kendi alanınızı bulmaktır.
Bu tabloyu okurken adayların yaptığı en yaygın hata, bölüm adının benzerliğine güvenmektir. Adı birbirine yakın iki program farklı alanlara açık olabilir; hatta aynı adı taşıyan programın farklı üniversitelerdeki koşulları değişebilir. Program kodu üzerinden ilerlemek, ad benzerliğine güvenmekten çok daha sağlıklıdır. Kod, tercih ekranına yazacağınız asıl bilgidir.
Tablonun yanında bir de koşul satırları vardır: özel şart isteyen programlar, öğretim dili farklı olan bölümler, ücretli ya da ikinci öğretim olarak açılan kontenjanlar. Bunları listeye almadan önce tek tek okumak gerekir. Her yıl birkaç aday, hazırlık sınıfı zorunluluğunu ya da öğretim dilini fark etmeden yerleşiyor ve süreç beklediğinden farklı ilerliyor.
Başvuru hakkınız konusunda hâlâ tereddüdünüz varsa, yani mezuniyet durumu ya da daha önce lisans okumuş olmak gibi bir konu kafanızı karıştırıyorsa, listeyi kurmadan önce o soruyu kapatın. Bu konuyu ayrıntılı işlediğim DGS'ye Kimler Girebilir Kimler Giremez yazısı, tercih aşamasına geçmeden önce durumunuzu netleştirmenize yardımcı olur.
Üst Sınır ile Doğru Sayı Aynı Şey Değil
Gelelim en çok merak edilen tarafa. Bir adayın kaç program yazabileceği, ÖSYM'nin o dönem için yayımladığı tercih kılavuzunda belirlenir; son yıllarda bu üst sınır otuz programdır ve daha önceki yıllarda uygulanan yirmi dört sınırından yükseltilmiştir. Sayının her dönem aynı kalacağını varsaymak yerine, tercih ekranını açmadan önce güncel kılavuzdan doğrulamanızı öneririm. Kılavuz bu konudaki tek bağlayıcı kaynaktır.
Fakat üst sınırı bilmek, DGS tercih nasıl yapılır sorusunun yalnızca yarısını çözer. Kaç tercih yazılabileceği kılavuzun konusudur, kaç tercih yazılması gerektiği ise adayın kendi durumunun konusudur. Otuz hakkı olan bir adayın otuzunu da doldurması zorunlu değildir; aynı şekilde "az yazarsam şansım artar" diye bir kural da yoktur. Boş bırakılan satır, kimseye avantaj sağlamaz; yalnızca o programa yerleşme ihtimalini sıfırlar.
Pratikte iki uç görüyorum. Birinci uçta, yalnızca üç dört program yazıp gerisini boş bırakan aday var. Puanı beklediğinin altında kalırsa elinde hiçbir seçenek kalmıyor. İkinci uçta, listeyi doldurmuş olmak için hiç gitmeyeceği şehirleri ve ilgisini çekmeyen bölümleri alt alta dizen aday var. O da yerleştiği yere kayıt yaptırmıyor ve bir yılını kaybediyor. Doğru sayı bu iki ucun arasında, adayın gerçekten kabul edebileceği program sayısı kadardır.
Kendi ölçünüzü koymak için şu soruyu kullanabilirsiniz: bu satıra yerleşirsem eylül ayında kaydımı yaptırır mıyım? Cevabı net biçimde evet olan her program listeye girer, tereddütlü olan hiçbiri girmez. Böylece listenin uzunluğunu rakam değil, kararınız belirlemiş olur.
Listeyi İstek, Denge ve Güvence Bölgelerine Ayırmak
Kâğıt üzerinde çalışırken listeyi üç bölgeye ayırmak, sıralamayı hem kolaylaştırır hem de dengeler. En üstteki bölge istek bölgesidir: puanınızın biraz üzerinde kapanmış, ulaşırsanız gerçekten sevineceğiniz programlar. Bu bölgeyi yazmaktan çekinmeyin; üst sıralara koyduğunuz iddialı tercihler, altındaki satırların şansını azaltmaz.
Ortadaki bölge denge bölgesidir. Burada, geçmiş yıllardaki taban puan ve sıralama verilerine göre gerçekçi bulduğunuz programlar yer alır. Bu bölge listenin gövdesidir ve genellikle yerleşme buradan gerçekleşir. Bölgeyi kurarken tek bir yılın verisine bakmak yerine birkaç yılı yan yana koymak daha sağlıklıdır, çünkü kontenjan değişiklikleri taban puanları yıldan yıla oynatabilir.
DGS tercih nasıl yapılır sorusunun en kritik kısmı burada: en alttaki bölge güvence bölgesidir. Puanınızın rahatlıkla yeteceğini düşündüğünüz, buna rağmen kayıt yaptırmayı kabul edeceğiniz programlardan oluşur. Güvence bölgesini yazmamak, yalnızca cesaret göstergesi değildir; puanın beklenenden düşük kalması ya da sıralamanın kayması hâlinde adayı boşta bırakır. Buradaki tek şart, o satırların da gerçekten kabul edilebilir olmasıdır.
Üç bölgeyi kurduktan sonra listeyi baştan sona bir kez daha okuyun. İstek bölgesinde tek bir program varsa, o bölge zayıf kalmıştır. Güvence bölgesi listeyi doldurmak için eklenmiş programlardan oluşuyorsa, o bölge sahtedir. Dengeyi bu okumayla yakalarsınız.
DGS Tercih Nasıl Yapılır: Üç Katmanlı Cevap
Konuyu tek cümleye indirmek gerekirse: üst sınırı kılavuz söyler, listeye girecek program sayısını kabul edilebilirlik ölçüsü belirler, sıralamayı ise isteklilik derecesi kurar. Bu üç katman birbirinin yerine geçmez. Adayların çoğu yalnızca birinci katmanı öğrenip ekranı doldurmaya başlıyor; asıl fark ise ikinci ve üçüncü katmanda ortaya çıkıyor.
Şehir, Barınma ve İntibak Gibi Görünmeyen Kalemler
Tercih konuşmalarının çoğu puan üzerinden yürür, oysa listeyi bozan şeyler genellikle puanın dışında kalır. Şehir seçimi bunların başında gelir. Barınma imkânı, ailenizden uzaklık, çalışıyorsanız işinizin durumu; bunların hepsi iki yıl boyunca sizinle birlikte yaşayacak kalemlerdir. Tercih ekranında bunları hesaba katmayan aday, yerleştikten sonra aynı kararı yeniden vermek zorunda kalıyor.
İkinci kalem intibak sürecidir. Dikey geçişle gelen öğrenciden, lisans programının ilk yıllarındaki bazı dersleri tamamlaması istenebilir. Bu, programdan programa değişir ve okuyacağınız süreyi doğrudan etkiler. Tercih öncesinde ilgili üniversitenin ilgili bölümünün müfredatına bakmak, "kaç yılda biter" sorusunu tahmin olmaktan çıkarır.
Üçüncü kalem, çalışma hayatıyla birlikte yürütme meselesidir. İkinci öğretim ya da uzaktan öğretim seçenekleri bazı adaylar için tek gerçekçi yol olabilir; bazıları içinse gereksiz bir taviz olur. Kendi haftalık programınızı gerçekçi biçimde yazıp listeye öyle bakın. Kâğıt üzerinde iyi görünen bir program, takvime oturmadığında iyi bir tercih değildir.
Bu kalemleri değerlendirirken karşınıza çıkan usul soruları için sık sorulanları derlediğim DGS ile ilgili sıkça sorulan sorular sayfası işinizi kolaylaştırabilir. DGS şartları, DGS başvuru adımları ve puanın kullanımıyla ilgili tereddütlerin çoğu orada karşılığını buluyor.
DGS Tercih Nasıl Yapılır Derken Yapılan Tipik Hatalar
Yıllar içinde aynı hataların döndüğünü görüyorum. En sık rastladığım, listeyi tek bir üniversiteye yaslamaktır. Aday bir okulu çok istiyor, o okulun beş programını üst üste yazıyor ve altını boş bırakıyor. Kontenjan o yıl beklenenden dolu kapanırsa elinde başka satır kalmıyor.
İkinci sık hata, geçmiş yıl verisini tek başına kesin ölçü saymaktır. Taban puan bir fotoğraftır, garanti değildir; kontenjan artışı, yeni açılan programlar ve aday sayısındaki oynamalar tabloyu değiştirebilir. Veriye bakın, ama listeyi tek bir yılın rakamına göre kurmayın.
Üçüncü hata, sıralamayı "ihtimale göre" yapmaktır. Bazı adaylar çok istedikleri programı "nasılsa gelmez" diyerek alta yazıyor. Yerleştirme sistemi isteğinizi değil, sıranızı okur. Gerçekten en çok istediğiniz program listenin en üstüne yazılmalıdır. Bu, alttaki hiçbir satırın şansını azaltmaz.
Dördüncü hata ise son güne bırakmaktır. Ekran yoğun saatlerde ağırlaşabilir, belge ya da şifre sorunu ortaya çıkabilir. Listeyi erken girip son güne yalnızca kontrol için dönmek, sürecin en kolay iyileştirilebilir kısmıdır.
Ekranı kapatmadan önce şu maddeleri tek tek geçmenizi öneririm; her biri, sonradan düzeltilemeyen bir hatanın önüne geçiyor.
- Her satırın program kodu, bölüm adı ve üniversitesiyle birlikte doğrulandı mı?
- Alan dışı kalan, yani Tablo-2'de alanınızın karşısında yer almayan bir program listeye girdi mi?
- Özel koşul, öğretim dili ve hazırlık sınıfı bilgileri satır satır okundu mu?
- Listedeki her programa yerleşmeniz hâlinde kayıt yaptıracağınızdan emin misiniz?
- En çok istediğiniz program gerçekten birinci sırada mı?
- Tercihler kaydedildikten sonra ekrandaki liste baştan sona bir kez daha okundu mu?
Puan Yetmediyse: Bir Sonraki Dönemi Bugünden Kurmak
Her aday istediği yere yerleşmiyor. Bu ihtimali baştan konuşmak karamsarlık değil, planlama meselesidir. Sonuç beklediğiniz gibi çıkmazsa iki yol var: yerleştiğiniz programa kayıt yaptırıp devam etmek ya da bir sonraki döneme hazırlanmak. İkinci yolu seçecekseniz, hazırlığa sonuçların açıklandığı hafta başlamak ile aylar sonra başlamak arasında ciddi fark vardır.
Dikey geçişte puanın yükseldiği yer çoğunlukla sayısal bölümdür. Sözel tarafta ilerleme belirli bir noktadan sonra yavaşlarken, matematikte kapatılan her konu eksiği nete doğrudan yansır. Bu yüzden yeniden hazırlanan adaylarla önce eksik haritası çıkarırım: temel işlem becerisi, sayılar, oran-orantı, problemler, denklemler ve geometrinin temel başlıkları. Bu haritayı çıkarmadan yapılan çalışma, çoğu zaman zaten bilinen konuları tekrar etmekle geçiyor. Yeniden hazırlanan adayların bir kısmı kendi programıyla, bir kısmı da DGS özel ders desteğiyle ilerliyor; ikisinde de belirleyici olan haritanın doğru çıkarılmasıdır.
Bir sonraki dönemde DGS tercih nasıl yapılır sorusuna daha rahat cevap verebilmek için, deneme çözmeye başladığınızda kâğıdı doğru okumak gerekiyor. Netin kendisi tek başına yol göstermez; hangi soruyu neden kaybettiğinizi ayırmadan ilerleme olmaz. Bu incelemeyi nasıl yapacağınızı adım adım anlattığım matematik deneme sınavı analizi yazısı, tekrar hazırlanan adaylar için iyi bir başlangıç noktasıdır.
Bu süreçte birebir çalışmayı tercih eden adaylarla DGS matematik özel ders düzeninde ilerliyoruz; program adayın eksik haritasına göre kuruluyor, hazır bir müfredat dayatılmıyor. Nasıl çalıştığımızı görmek isterseniz DGS Matematik Özel Ders sayfasına bakabilir, önce tanışma görüşmesi yapabilirsiniz.
Kararı Verirken Aklınızda Kalsın
DGS Tercih Nasıl Yapılır ve Kaç Tercih Yazılır sorusunun tek bir doğru cevabı yok; ama yanlış cevaba götüren yolların hepsi birbirine benziyor. Kılavuzu okumadan başlamak, alan eşleşmesini kontrol etmemek, listeyi doldurmuş olmak için doldurmak ve en çok istenen programı alt sıraya yazmak. Bu dördünden uzak durduğunuzda liste kendiliğinden düzeliyor.
Son olarak şunu hatırlatayım: tercih listesi bir tahmin oyunu değil, kendinizi tanıma çalışmasıdır. Hangi şehirde yaşayabileceğinizi, hangi bölümde iki yıl boyunca ders çalışabileceğinizi ve hangi sonucu kabul edebileceğinizi bilen aday, listeyi bir saatte kurar. Bunları bilmeyen aday ise ekranı günlerce açıp kapatır. Kâğıt üzerindeki hazırlık, ekrandaki telaşı ortadan kaldırıyor.
Konu anlatımlarını ve soru çözümlerini takip etmek isteyenler için kanalımdaki videolar açık duruyor: Matematik Bitmiştir YouTube kanalı.